Birkaç hafta önce üstümdeki tembelliği atmak için (işleyen demir pas tutmaz misali xD) Bildirgeç‘e IE 6′da Sıkça Karşılaşılan 6 CSS Hatası ve Düzeltme Yöntemleri ve IEs4Linux - Linux için Internet Explorer adında iki tane yazı yazdım. Yazdığım yazılar görebildiğiniz üzere kadim dostumuz (!) Internet Explorer 6 hakkında idi. :) Bu yazıların her ikisinde de az da olsa yorumlar yazıldı ve yazıyı tutanlar da oldu.

Yazılarımdan birinde aşağıdaki şekilde birazcık alaycı olarak nitelenebilecek bir yorum yazıldığını gördüm. Bu yorumu görünce içimden “Lan kibrit, bu yazıda modern tarayıcılara alternatif bir tarayıcı tanıtmıyoruz. Sadece Linux kullanıcılarının web sayfalarını Internet Explorer 6′da herhangi bir emülator kullanmadan nasıl test edebileceklerine dair bir yöntem anlatıyoruz.” diye düşünüp Bildirgeç‘in yeni özelliği olan yorumlara puan verme özelliğini kullanarak -1 puanı bastım. Evet bunu yaptım! xD

Bir diğer yazımda da yazılan bir yorum üzerine “Aman sen de… B.kun içinde boncuk arıyorsun. Ha Internet Explorer 6 logosu ha Internet Explorer 7 logosu… Ne farkı var?” diye içimden beni düşündüren bir yorum gördüm. Yine -1 puanı bu yoruma bastım. Evet yine yaptım! xD

Sonra birden birşey aklıma geldi. Bildirgeç‘teki yorumlarda yer alan puan verme özelliği olmasaydı az önce her iki yorum hakkında içimden düşündüğüm karşı cevabı sanırım burada yazacaktım. Belki de yazacağım bu cevaplar gereksiz bir yorum olacaktı. Hatta daha sonra yine gereksiz bir sürü polemik ile karşılaşabilecektim. Bu da yorumları okuyanlar için ve benim için boşa vakit harcamaktan başka birşey olmayacaktı. Ne kadar saçma bir durum değil mi?

İşte bu durumdan sonra edindiğim ders oluşturduğumuz arayüzlerle kullanıcıların psikolojisini etkileyebileceğimiz, hatta onları yönlendirebileceğimiz oldu.

Sonuç olarak web tasarımında olsun, web uygulamalarında olsun veya geliştirilen programların arayüzlerinde olsun kendimizi kullanıcı yerine koyup, onun gibi düşünüp bu doğrultuda arayüzleri tasarlamamız gerekli olduğunu düşünüyorum.

Siz de bu tip bir durumla karşılaştıysanız çekinmeden yorumlarda yazabilirsiniz. :)

Yorumlar

Bu yazı hakkında 5 yorum yazıldı. Yorumları RSS üzerinden de takip edebilirsiniz. Siz de yorum yazmak ister misiniz?

  1. Evet çok doğru bir tespit olmuş, arayüz tasarımı başlıbaşına insan psikolojisi ve deneyimleri göz önünde bulundurularak yapılması icab eden bir konu diye düşünüyorum. Web2.0 ve WordPress’in başarısının, ondan öte en başarılı Windows sürümü olarak tarihe geçen Windows XP nin (Hatırlarsanız; Microsoft XP nin Exprience kelimesinden geldiğini açıklamıştı ve bunca yıllık kullanıcı deneyimlerinden yola çıkarak bu sürümü yaptıklarını belirtmişlerdi) bu denli yaygın kullanılmasının ardında bu psikolojik yaklaşımlar yatıyor galiba :)

    Orhan → http://www.dw.gen.tr 05 Ekim 2008 20:10

  2. @Orhan: Microsoft Windows XP’den ziyade Apple’ın Mac OS adlı işletim sistemi -bana göre- kullanıcı psikolojisine yönelik daha iyi biçimde tasarlanmış. Yani Mac OS bu konu için çok daha iyi bir örnek olacaktır.

    Bence arabirim konusunda Apple çok iyi. Bu konuda Microsoft’un Apple’ı yakalayabilmesi için kırk fırın ekmek yemesi lazım. :)

    fatihturan → http://www.fatihturan.com 06 Ekim 2008 12:24

  3. Kesinlikle haklısın , arayüz tasarımı tamamen insan psikolojisini etkileyen bir unsur.Zaten insanoğlu her varlığın/nesnenin öncelikle dışına bakıp fikir sahibi olmuyor mu? Bazen sende de olduğu gibi , küçük detaylar insanı büyük ölçüde etkileyebiliyor.Dikkat etmek lazım :)

    Fatih → http://teknodergi.org 07 Ekim 2008 15:13

  4. Vardığın sonuç, son yıllarda, zaten her geliştiricinin, tasarımcının düsturu durumunda. Ancak verdiğin örneklerle bu sonuca nasıl vardığını anlayamadım vallahi :) Sanırım iyi okuyamadım. Tekrar okuyacağım :)

    Abdullah Dağlı (abdagli) → http://www.abdullahdagli.com 08 Ekim 2008 03:21

  5. Herkez kendi doğrularına göre arayüz geliştiriyo bana göre. Projeyi düşünen tasarımcı mı? Tek derdi grafik olan tasarımcı mı? Eğer projeyi düşünen bir tasarımcı ise yani kullanıcının kafasından geçirdiği ile sitede etkileşim yaratabilmesini sağlıyor ise doğrusu budur, yok sadece grafiğe kasıyor ise her gün yüzlercesi ile karşılaşıyoruz zaten :)

    Yucel Eroglu → http://blog.yuceleroglu.com 15 Ekim 2008 09:00

Yorum Yaz

Yorum yazabilmeniz için adınız, soyadınız ve e-posta adresinizi mutlaka girmeniz gerekiyor. E-posta adresiniz burada gösterilmeyecektir.

Lütfen yorumunuzu yazdıkdan sonra önizleme düğmesine basıp yazım hatalarınızı kontrol edin. Konu ile alakasız ve çok fazla yazım hatası bulunan yorumlar onaylanmayacaktır.

Ben Kimim?

Fatih Turan Benim adım Fatih Turan. 25 yaşındayım ve Rize’de yaşıyorum. Serbest web tasarımcılığı ve XHTML KITCHEN adını verdiğimiz servisimizde tasarımları XHTML/CSS’ye dönüştürmekle görevli front-end developerlardan biri olarak çalışıyorum. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İşletme bölümü mezunuyum. Okumaya Devam Et...

Bu blog Wordpress altyapısında çalışıyor olup Fatih Turan tarafından yapılmış olan Emerald adlı temayı kullanıyor. Fatih Turan ©